Bir kadın olarak…

Daha cinsiyetçi bir başlık atabilirmiydim bilmiyorum. Bu yazıyı gerçekten bazı şeyler canıma tak ettiği için yazıyorum. Bu yazıda sızlanma ya da yoğun “bunlar hep kadın olduğum için” diye bir yaklaşım görmeyeceksiniz. Umarım!

Bu arada yasal uyarımı yapmak istiyorum. Yazıda geçen görüşler sadece bana aittir. Mensubu bulunduğum ailenin ve çalıştığım kurum/ beraber iş ya da proje yaptığım insanların görüşleri olarak nitelendirilemez.

Geçtiğimiz günlerde bir etkinlikte projemi sunduktan hemen sonra, soruları alırken, biri cümlesine “Sizi bir kadın girişimci olduğunuz için (olarak) tebrik ediyorum.” dedi. Bendeki bu konuya ait sabır leğeninin o an taştığını hissettim. Adama bir bakış attım ardından içimden “bakma adama öyle Ege” dedim. Yerime oturduğumda beni o an sadece yarım saattir tanıyan Onur. “Ege adamı gerçekten döveceğini düşündüm o bakışından” dediğinde duygularımı saklamakta ne kadar başarısız olduğumu fark ettim.

Bu arada yazının bu kısmında belirtmemde yarar var, ben ikili cinsiyet sistemine inanmıyorum.

Biri bana -eğer romantik bir yaklaşım değilse- biri kadın olduğumu söylediğinde genelde şaşırıyorum. Yani her gün “ay ne kadar kadınım”diye uyanmıyorum, sanıyorum ki hiçbir kadın böyle uyanmıyor. Ayda bir kez adet olduğumda net bir şekilde kadın olduğumu hatırlıyorum. (!) Çünkü insan kimliğim, kadın kimliğimin çok önünde, tam tersi de olabilirdi saygı duymaktan başka şansımız yok.

İsmimin bir cinsiyeti olmadığı ama 1993 yılından sonra bol bol oğlan çocuklarına yakıştırılan bir isme sahip olduğumun farkındayım. Hatta dayım Serdar BOMBACI’ya göre bu kadar medeniyetlerin beşiği olan ve bereketli bir bölgenin ismi daha çok kadınlara yakışıyormuş.

Daha önceden de çok garip tepkiler almıştım, mesela çok saygı duyduğum biri ellerinde az sayıda kadın eğitmen olduğu için beni eğitmen olmam için çağırdığında, kadınların katılmaktan çekindiklerini söylemiş, benim katılmamla cesaretleneceklerini belirtmişti. Bu birbirini nötrleyen cümlelerin ardında o gün ilk kez duyduğum ama son olamayacak bir cümle kurdu. ” Kadınlar eğitmen olmak istemiyor, kestirip ben mi kadın olayım?” Bu cümlenin aynısını kelime atlamadan Ankara’da ünlü bir topluluğun başkanı da söyledi. Sadece şok oldum ve açıkçası çok transfobik geldi. Koskoca cinsiyet uyum sürecini “kestirmek” olarak nitelediklerine mi üzülsem yoksa onlara “bahşedilmiş”(!) cinsel organlarını çok Freudyen bakış açısıyla feda ettiklerini düşündüklerine mi yansam bilemedim.

Sert bir paragraf olduğumun farkındayım fakat o an hissettiklerimin çeyreği bile değil. Size burada, yok mülakatlarda başıma gelenleri ya da özel hayatımda olan haksızlıkları anlatmaya değil sadece ve sadece insanların aman kadınlara pozitif ayrımcılık yapayım derken nasıl göz çıkarttıklarından bahsetmek için bunları anlatmak istedim.

Toplumsal cinsiyet kalıplarının olmadığı bir ortamda büyüdüm, Türk aile yapısında yemeğin daha iyi yerinin oğlan çocuğuna verildiğini 2 ay önce bir LGBTİ+ aile derneğinin manifestosunda okuduğumda şok oldum. Büyük ihtimalle bizim ailede kimse böyle düşünmüyordu. Aman o kız/erkek yapamaz! lafını duymadığım, okullara gittim. Bu okulda işlerin kızı/erkeği yok dediler. Belki de bu yüzden sürekli şok oluyorum.

Umarım bundan sonraki hayatımda hep insanların cinsiyetlerine göre değil uzmanlıklarına göre iş bölümü yapıldığını görürüm.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s