Kendimi durduracak değilim!

Başlıkta adı geçen kitabı hiç okumadım, fakat çok sevdiğim bir söz oldu. (İlk fırsatta okuyacağım. Yani bana hediye etmek isterseniz hayır demem.)

Konumuza gelirsek konumuz biraz benim yetişkinliğe adımım, DEHB(Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ile mücadelem ve özgül öğrenme güçlüğüm ile amansız kavgam. Bu yazıda geçenler benim kişisel tecrübelerimdir, DEHB ve Özgül Öğrenme Güçlüğü tanısı olarak nitelendirilemez. Ayrıca yazıda geçen görüşler sadece bana aittir. Mensubu bununduğum ailenin ve çalıştığım kurum/ beraber iş ya da proje yaptığım insanların görüşleri olarak nitelendirilemez.

Dünya’ya minik ve erken doğmuş bir bebek olarak geldiğimde DEHB ile mücadele edeceğimi bilsem kısa yoldan hastanede kaybolmayı tercih ederdim. Hayatım boyunca yeni bilgi bir acı aracı oldu benim için. Çünkü öğrenmek o kadar zor bir eylemdi ki benim için, birşeyler öğrenirken bağırarak ağlamak istiyordum. Buna yürümek, okuma-yazma ve yüzme de dahil. Şöyle bir örnek vereyim. Sallanan bir ipten atlamayı lise 4. sınıfın yıl sonu pikniğinde, voleybol oynamayı Ukrayna’da yaz kampında(yaş 21) öğrendim. Bu kadar çocuk işi (Yazar burda bebek işi yazmak çok istedi.) şeyleri bu kadar geç öğrenmek oldukça üzücü.

7.sınıfta Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenim çok sevgili Nuri Ercan benim için “Daha önce öğrendiklerini çok güzel kullanıyor fakat yeni bilgileri öğrenirken çok zorlanıyor” demişti. Oldukça haklıydı. Düşünsenize duaları düzgün okuyamıyordum. Aslında bunun altında yatan şey tanımadığım kelimeleri okuyamamdı. Bu tatsız problemi de Anadolu Üniversite Modern Diller Yüksekokulunda aldığım Rusça Dersiyle çözdüm.(Yaş 23)

Aslında hikayenin ilk başına dönelim, 5 buçuk yaşındayım. Okula gitmek için heyecanlı ve mutluyum. Bu mutluluk sonralarında okulu sevmeme ve sürekli geç kalmaya nasıl dönüştü? Neden daha çok resim çizmiyoruz ya da( bu daha acı) bu çocuklar beni neden anlamıyor. İlkokulda hiçbirşey anlamıyorum, sürekli eşyalarımı kaybediyorum ve galiba akran zorbalığına maruz kalıyorum.(bu kısım net değil, zihnim kötü anı sevmediği için anılar flu.) Burada biraz gözlerim dolmuş olabilir. Sonra Harika bir kadın girdi hayatıma, Hatice Güzey bana okumayı ve yazmayı büyük bir sabırla öğretti. Bunu eğlenceli hale getirdi. Allah razı olsun ondan.

Aaa durun! Gidilen doktorlardan içilen ilaçlardan, uykusuzluktan ve susuzluktan bahsetmedim. Benim Dehb ve Özgül Öğrenme Güçlüğü (Disleksi değil bebeğim onu adı tam olarak bu, adı havalı gelen şeyleri kullanmaya bayılıyorsunuz.) teşhisim 7 yaşındayken yani 2.sınıfa giderken konuldu. Sonra özel eğitimler ve ilaçlar kullanılmaya başlandı. Benim için ciddi zorlu bir süreçti. İlaçların yan etkileri (özellikle ad vermiyorum, lütfen sormayın.) ciddi hayat tarzımı etkiliyordu. Lise yıllarında çok zayıf olma sebeblerimden biri bu. İçtiğim bu ilaçlar ciddi ciddi uykusuz ve susuz bırakıyordu beni. Bu da beni keyifsiz bir insan yapıyordu. Tabi ilaçların “bas gaza aşkım bas gaza” etkisinden bahsetmeden geçemem. Sizi çok güçlü hissettiren bu ilaçlar, sizde cahil bir kişisel gelişimci(Nilgün Bodur gibi ya da neydi salak adam ha! Aşkım Kapışmak gibi ) tavsiyesi gibi istediğiniz herşeyi yapabileceğinizi falan zannettiriyor. Örneğin, Mezun olmak (45 kredilik sistemde 44 kredi alarak) üzereyken bir yandan çalışıp, bir yandan avrupa birliği projesi yazarken bir de Django Girls Etkinliği düzenleyebilirsiniz. Bunu yaparken zorlanmaz ama yorulur ve kaygılar yaşarsınız.

Popüler kültürdeki yansımalarına gelmek istiyorum, çünkü beni deli ediyor. Herkes duyar kasmaya acayip meraklı, pardon siz değil misiniz? facebook’da down sendromlu bebek paylaşıp, çocuğunun sınıfında down sendromlu çocuk istemeyen. Hepinizi tanıyorum bebeğim(Bana gelince ilköğretim ilk 5 sınıfını bir down sendromlu arkadaşımla tamamladım. Mehmet burayı okuyorsan bul beni 🙂 ve babam o okulun müdürüydü.) Herşey Bollywood yapımı Amir Khan’ın başrolunu oynadığı o dandik filmle başladı. Neydi adı “Her çocuk özeldir.” şimdi çok kötü bir film değil diyelim ama sırf ajitasyon. İçim bayıldı. Eğitim fakültesinin fight club filmi gibi herkes deli gibi övüyor. Burada film önermemi beklemeyin.

Yavaş yavaş toplamak istiyorum, çocukluğumda zor öğreniyor olsam da artık o kadar zor öğrenmiyorum. Çocukken o kadar tembel damgası yedim ki tembel olmadığımı üniversiteyi bitirirken farketttim. Bazı insanlar farklıdır. Bunu kabul etmek lazım. Dehb bazı kurumlar tarafından engel olarak kabul ediliyor( ÖSYM) ben engellilik hali olarak görmüyorum. Zekasal bir gerilikten bahsetmiyorum. (Dehb’li ya da Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların üstün zekalı olduklarına dair bir kanı vardır. Bu konuda taraf olduğum için yorum yapamam).

Dehb ve Özgül öğrenme güçlüğü 26 yıllık ömrümün ilk 13-15 yılını yedi. O açığı tamamlamak için elimden gelenin fazlasını yapmaya çalışıyorum. Sizden tüm zor yoldan öğrenen çocuk adına sadece biraz hoşgörü ve sabır istiyorum. Buraya kadar sabırla okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Son olarak aşağıdaki videoyu bizi anlamanız için çok tavsiye ettiğim video.

Sevgilerle

Bizim yolumuz daha çiçekli

Kendimi durduracak değilim!” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s