Mezuniyetin üzerinden geçen 1 yıl

Mezuniyetin üzerinden tam olarak 1 yıl geçti. Mezun olduğum gün herşeyin harika olmayacağını biliyordum ama bu kadar da beklememiştim.

Geçen mayıs ayında mezun olmayı planlarken, bir anda dünyanın en saçma dersten kalma sebebiyle yaz sonu yani 28 Ağustos 2017’de hayallerimin bölümünden mezun oldum. Hayalim yazılımcı olarak çalışmak ve aşık olduğum kişiyle evlenmekti. Ben bu hayalimi gerçekleştirmek için elimden geleni yaptım. Hatta mezuniyet sonrası bir anda İstanbula taşınmam falan bu hayalin gerçekleşeceğine inanmaya çok uygundu. Hatta İstanbul’a yeni taşındığım günlerde dayımla kahvaltı yaparken, “bundan sonra artık istanbullu olursun. Herşey öyle görünüyor dedi.” İrkildim.

Bu fikir hiç hoşuma gitmedi ama görünen oydu. Kendimi bir anda İstanbul’da sırf merkezi olduğu için, dünya kira ödediğim duvarları dökülen bir evde, bir kaos’un içinde boğulurken hayal ettim. Tüylerim diken diken oldu. Gerçekten hayattan beklediğim bu muydu?

Ya da yetişkin olmaya hazır mıydım? 25 yaş gerçekten genç yetişkinliğin bittiği nokta mı? 11 ay büyük olduğun biriyle gerçekten aynı yaşta mısın? Aile gerçekten bu kadar önemli birşey mi?

Ahh bu İstanbullu nezaketsizliği

Dünya’nın sayılı kentlerinden birinde bu kadar nezaketsizlik normal mi?
Hiçbir şehirde bu kadar değersiz hissetmemiştim. Sadece o topluluktaki biri kimliği ya da kişiliği yok gibi. Sadece bir karınca gibi hissetmek. İnsanların sana çarpması,ezmesi, taciz etmesi…

Delice ve ezercesine para ve iyi(!) yaşam hırsı. Bunlar beni çok korkuttu. En çok da Eskişehirde 2 kilo elma alacağın paraya güneş görmemiş 2 tane elmaya verme fikri.

Eski bir işverenimin dediği bir lafı hiç unutamayacağım galiba,”Sana sadece test çözmeyi öğretmişler.”. Yıllarca sadece bu olmasın diye, kütüphanelerde sabahlamıştım. Projeler peşinde koşmuş, kendimi donanımlı ve konuşulabilir kılmak için verdiğim mücadelenin yok olması gibiydi. Tam benzetmem gerekirse, toplum ona kötü gözle bakmasın diye erkeklerle iletişimini olabildiğince minimize eden bir kadına iffetsiz demek gibi birşeydi. O gün ona yaşından ve mesleki geçmişinden dolayı duyduğum saygıdan dolayı sustum ama üzüldüm. Belki bir gün bu satırları görür ve yazım yanlışlarımla beraber duygularımı da fark eder.

Doğduğum Topraklara dönüş

Ankara’yı özlemekten yorulmuştum, eve yürürken hayal kuracak kadar güvende hissetmek istemiştim, İstanbulda kalmak için pek sebebim kalmamıştı. Kovulmuş ve terk edilmiştim. 17 yaşında oynaya oynaya gittiğim bu şehire kös kös 24 yaşında dönüyordum. Deli gibi yolu kapatan kar yağışını özlemiştim, çimlerde uyumayı ve hayal kurmayı. Ankara’ya dönerken başlayan kar yağışı boluda şiddetlenmiş ve içimi sıcacık yapmıştı. Artık güvendeydim.

Ardından uzun bir işsizlik, her gün ruhunum daha çok emilmesi, hayaller, denenen işler, saçma iş görüşmeleri, parasızlık derken herşeyin normale dönmesi.

Çalışmaya başlamam ve hayaller kurmanın verdiği neşe.

Size bu sıra çok sevdiğim bir şarkıyı armağan ediyorum.

Görüşmek üzere.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s